blog

Algoritma Medeniyetleri ve İnsan

Algoritma medeniyetleri, büyük ihtimal birkaç sene sonra gelecek için kullanacağımız terim olacaktır. İnsan, geleceği için böyle bir tanımlama yapmaktan korkabilir ancak algoritma medeniyetleri inşa ettiğimiz apaçık ortada.

Algoritma medeniyetleri yerine, yapay zeka (AI), makine öğrenimi (machine learning) ya da derin öğrenme (deep learning) gibi kelimeler kullanılsa da günün sonunda çıkacağımız kapıda matematik karşılayacak bizi. Yani, Algoritmalar!

Algoritmaların Esiriyiz

algoritma medeniyetleri ve insanlar

Günümüzde internet, hem kolay erişilebilir hem de çok hızlı olduğu için, yalnızca birkaç dakika geçirerek herhangi bir algoritmanın kıskacına yakalanıyoruz. Buna karşı koymak git gide zorlaşırken, yakın gelecekte tamamen algoritmaların esiri olacağımızı da görebiliyoruz.

Algoritmalar, o kadar hızlı gelişiyor ki neredeyse daha önce hiç internet kullanmamış kişileri bile bir anda hapsedebilir seviyeye geldiler.

Algoritmalar bizi nasıl hapsedebilir?

Aslında internetin ve kullandığımız tüm uygulamaların cazibesi de bu değil mi? Çok fazla özgür olduğumuzu düşündürtmeleri ve tüm sınırları kaldırdıklarını düşünmemiz!

Gerçekten internetin özgür olduğunu düşünmemizi sağlayan şey nedir? Bu sorunun cevabını ne kadar düşünsem de bulamıyorum. Ama bu konu üzerine bu yazıda bazı düşüncelerimi paylaşacağım.

İlk olarak internetin özgür olması ile ilgili aklıma gelen düşünce, geleneksel medyaya karşı duruşu olabilir. İnsanlar geleneksel medyadaki “sansür”lerden belli ki sıkılmışlar ki internetin rahatlık ortamı yanında özgürlük düşüncesini getiriyor.

Peki gerçekten sansür, özgürlük kısıtlayıcı bir şey midir? Mesela bu sorunun cevabını da verebilmek için iyi bir özgürlük tanımlaması yapmamız gerekir. Bana göre özgürlük tanımlaması yapmak, her birey için kişisel ancak temel değerlerle uyuşan bir şekilde olmalıdır.

Özgürlük nedir? sorusunun sözlükte yazan veya başkaları tarafından yazılan cevapları dışında daha kişisel bir cevabı olmalıdır.

En temel özgürlük için düşüncelerimizin özgürlüğü gerekmektedir. Düşünce özgürlüğü kastım o herkesin aklına gelenden daha çok, düşünebilme özgürlüğü aslında. Her şeyi düşünebilme yetimizin olması gerekiyor. Düşünebilme yetimizi kısıtlayan şeyler özgürlüğümüzü de kısıtlayacaktır.

Peki, geleneksel medyanın sansür uygulaması “düşünebilme yetisini” kısıtlayan bir şey midir? Bunun cevabını ne yazık ki ben veremem, ama bence o bu konu üzerine düşünmeliyiz.

Geleneksel medyadaki sansür mü yoksa internetteki algoritma mı?

Bu sorunun herhangi bir cevabı olması çok zor, en azından benim verebileceğim ve birini seçebileceğim bir cevap maalesef yok.

Benim üzerine daha çok düşünmek istediğim konu, internetin özgür olduğu algısının beynimizde neden bu kadar güçlü bir yapıda olması ve en ufak regülasyonda “Artık internette de özgür değiliz!” gibi hayıflanmaların başlaması.

Regülasyonlar için nispeten bir şeylerin legalize edilmesi de diyebiliriz. Eğer böyle düşünürsek, internetteki özgürlüğümüzün temeli daha illegal olabilme imkanımızla mı alakalıdır?

Algoritmaların bizi özgürleştirmesi bekleniyor! Ne yazık ki böyle bir şey olmayacak.

Bunun birçok sebebi var, öncelikle hızlı tüketmek bizi algoritma zindanlarında daha da karanlığa itiyor. Ne kadar hızlı tüketirsek o kadar hızlı gelişen ve büyüyen bu algoritmalara karşı koymak istiyorsak yapmamız gereken: DURMAK! Evet, sadece durmamız gerekiyor, ne yaptığımı farketmemiz ve ne yapmak istediğimizi düşünmemiz gerekir. Daha yavaş olmamız gerekiyor.

Algoritmaları güçlendirenler bizleriz, hatta algoritmalar beynimizi emerek beslenen bir vampir gibidir desek bence yanlış olmaz.

Algoritmalar, neleri sevip sevmediğimizi ve seveceğimizi, sevmeyeceğimizi belirliyor. Bu gerçeği aslında herkesin şu ana kadar farketmiş olması gerekiyordu.

Günümüzde hiç kimse diyemez ki “ben asla uygulamaların önerilerine göre değil, kendi zevklerime göre hareket ediyorum.” bu cümlenin doğru olma olasılığı %10’luk bir kesimi kaplayabilir ancak. (Hatta bu oran bir hayli fazla) İnternetin, insanlara empoze ettiği ilk düşünce bu aslında, ne istiyorsan onu anında tüketebilirsin.

Aslında, “ne istiyorsan onu anında tüketebilirsin” kısmı ilk hareketinize kadar doğru bir vaad. Ancak, ondan sonra geri dönülmez bir kara delik hepimizi yutuyor.

Neden uygulamalar bizi bu kara deliğe sürüklüyor?

Çünkü, daha fazla zaman geçirmemizi istiyorlar. Ne kadar çok zaman geçirirsek o kadar çok satış yapacaklar ve o aslında birer hammaddeyiz biz. Zaman geçirdikçe ürünleri de kusursuzlaşacak. Bu yüzden ilk hareketinizden sonra hemen daha da ilginizi çekebilecek önerilerle karşılaşacaksınız, zamanınız varsa buna kapılacaksınız, o an zamanınız yoksa sonra kapılacaksınız. Eğer, o önerileri beğenmediyseniz daha güzel şeyler sunulacak ve ağır ağır algoritma medeniyetinin esaretine gireceksiniz.

Algoritmalar Üzerine Kariyer İnşa Etmek

algoritmalar üzerine kariyer inşa etmek

Birkaç senedir çok popüler olmasına rağmen gelecekte birçok meslek için algoritmalardan bahsedeceğiz.

Günümüzden örnek vermek gerekirse; Youtuber olmak aslında algoritmalar üzerine kariyer inşa etmektir. Yine instagrammer olmak, twitter fenomeni olmak, blog yazarlığı, website kurmak veya herhangi bir alanda uzmanlık göstergesi olarak internet varlığını güçlendirmek gibi birçok farklı şekilde şu an algoritmalar üzerine kariyerler inşa ediyoruz.

Algoritmalar üzerine kariyer inşa etmenin nesi kötü diyebilirsiniz! Ama ben burada kötülemek ya da yüceltmek için bunları söylemiyorum. Algoritmanın ne kadar değere ulaştığını göstermek ve ilerde neler olabileceğini düşündüğüm için bunlardan bahsediyorum.

Bugün, Youtube için nispeten iyi bir video çekip, Youtube algoritmalarını da az çok anlamlandırabilirseniz belli bir kitleye ulaşmak çok zor değil. Bugün Instagram algoritmasını iyi bir izlenimle az çok çözebilirseniz, belli bir kitleye ulaşmak çok zor değil. Ve, evet bu şekilde para kazanmanız da mümkün!

Aslında bu söylediklerimden bu işlerden para kazanmak çok kolay gibi bir anlam çıkıyor, ancak tam olarak söylemek istediğim bu değil. Çünkü her ne kadar çok kolay desem de, bunu yapacak kadar sabırlı ve güçlü değiliz artık. Çünkü her şey çok hızlıyken biz durup sabredemeyiz. Git gide daha da sabredemeyeceğimiz bir dünyaya doğru ilerliyoruz.

Bu akış içerisinde, hem algoritmaları yakalamak hem de bir şeyler üretip bunu pazarlamak hem de bundan geri dönüş sağlamak çok zor elbette. O kadar hızlı yenilenen bir akış sayfasında farkedilmek git gide zorlaşıyor ve daha da zorlaşacak.

ragıp diler

kurucusu olduğum webional.com'da dijital pazarlama ve teknoloji editörlüğü yapıyorum. ayrıca işletmelere dijital pazarlama danışmanlığı veriyorum. sosyal medya hesaplarımdan beni takip edebilir, bana iletişim sayfasından ulaşabilirsiniz.

2 Yorum

  1. Yazınız çok güzel ve bilgilendirici olmuş tebrik ederim. Sanırım artık yakında algoritmalar bizleri yönetecek, yanlış yapmak yenilikleri getirirken algoritmalar ile yanlışların önüne geçiliyor bir yandan iyi bir yandan kötü.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı